Yaşanmış Gerçek Seks Hikayeleri

Cinsellik sınırı olmayan bir olgu… Her zaman daha ileriye gidebilme ihtimaliniz var fakat bu sizin ve partnerinizin ellerinde…

Evliliğin onuncu yılına girerken cinsellik hayatımızda fazlaca yol almıştık. Tanıştığımızda tek gördüğü adam organı ansiklopedideki resim olan eşim, birlikte geçirdiğimiz zaman diliminde iyi bir oral seks uygulayıcısı, nariden de olsa anal sekse açık ve normal sekste pozisyon sınırı tanımayan birisi olmuştu. Ondaki bu değişiklik elbet beni mutlu etmişti. Fakat noksan olan bir şey vardı. Yasak olanın heyacanını hazzını yaşamak. Ama bu heyecan ve hazza açılan yol tek başına yürünebilecek bir yol değildi,, yanınızda partnerinizin de sizinle beraber yürümesi gerekiyordu ki bizim eşimle yollarımız burada ayrılıyordu. Her ne kadar o bilincinde olmasa da ben ilişkimize coşku katmayacak olursak seks yaşamımızın monotonlaşacağını, kim bilir kim bilir rutin bir haline gelerek sıkıcı olacağını çok iyi biliyordum. Fakat eşim, dinine ve eşine fazlasıyla bağlı, kati sınırları olan bir yapıya sahip… aslına bakarsak hedefim onu cinsellikte sınır tanımayan bir azgın haline getirmek değil. Sadece biraz heyecan yaşamak ve bu coşkuı birlikte yaşamak…

Tam da tamamıı eşime açmaya düşünürken, eşimin hamilelik haberi üstüne tuz biber olmuştu. Aslen organize ettiğimız bir durumdu fakat ikimizi de mutlu etmeye yetti. Eşim daha önce düşük yaptığı için hamileliği esnasında seks bakımından birbirimize pek yaklaşamadık. İtiraf etmem gerekirki gençlikten kalan masturbasyon sevgisi, son zamanlarda piyasaya sürülen jellerle bu zamanda cinsel ihtiyaçlarımı karşılamaya yetmişti. Gözü dışarda olan bir adam değilim ve eşimin mutsuzluğunu da ne olursa olsun istemem ve çok da iyi biliyorum ki küçük bir aldatma girişimim bile tüm hayatımı tersine döndürebilir. Var olan gerçekler ile düşlediklerimin arasındaki yar çocuğumuzun ikinci yaşına girdiğimiz sene gerçekleşti.

İş icabı memlekete pek gidemiyorum. Fakat ailemin torun sevgisi ihtiyacını da gidermem gerektiğini çok iyi biliyorum. Bir fırsat bulup bahar aylarında bir haftasonu köye gittik. Ailem bayağı köy hayatı yaşıyor, koyunlarımız ve çok da güzel kuzularımız var. Bana faydasını soracak olursanız kurbanlık ve peynir ihtiyacımın yarısını gidermesi haricinde pek de faydaları yok, aslen zararları bile akrabalarım yanıma yatılı olarak hiç gelemiyor ki aramız yaklaşık 80 km. Sefalar getirdin faslı ve toruna gösterilen sevgi selinden sonrasında akşamüstü kuzuların yanına gittik; eşim ve çocuğum onlara bayılmışlardı. Biz de annemle sohbete başladık, köyde olan biteni sordum. Çocukken beni çok seven bir akrabamızın şeker hastalığı sebebiyle kör bulunduğunu duyar duymaz çok üzüldüm. Tüm akrabalar ona dönüşümlü olarak yiyecek veriyorlardı. Bugün de sıra bizdeydi, annem kahvaltısını ve öğle yemeğini vermiş akşam yemeğini götüreceğini anlatıyordu.

Koyunların bakımını yaptıktan sonra eve döndük. Yemek hazırlama işi falan başladı, eşim her ne kadar yardımcı olsa da annem birazcık da benim canavar yüzünden yorulmuştu. Akrabamızın evi köyün 100 metre dışında bir tarla içindeydi. Aslına bakarsanız 70 yaşına yakın bir ihtiyardı, eşini de iki yıl önce kaybetmişti. Anneme yorulduğunu yemeği benim götüreceğimi söylediğimde sevindi, bizler de torunumla vakit geçiririz diyordu. Aslına bakarsak bizim canavar da halinden memnundu hem annem bununla birlikte babam bir söylediğini iki etmiyordu. Anne babayı gözü bile görmüyordu. Annem yemeğini yiyene kadar bekle kapların boşlarını da al gel demişti, bir de yemekten sonrasında kahveyi severmiş divane evinde var yaparsan sevinir demişti. Aslında ben de iyi kahve yapardım fakat eşimi Türk kahvesi işinde ciddi bir kabiliyet olarak değerlendirmeliyim. Annem acele etmeyin, siz hepsiı yapana dek baban sadece koyunları tarlaya koyup gelir demişti.

Yemekler kaplara konuldu, eşime sen de gel, sevaptır senin elinden bir kahve içsin divane dedim. Aslında istemiyordu fakat kayınvalideden çekinmenin de etkisiyle razı oldu. Yolu uzatma yerine bir patikadan gitmeyi tercih ettim. O zaman gaslım eşime takıldı, ayaklarına kadar inen bir etek ve üstüne ince bir kazak giymişti. Her adım atışında kalça hareketleri benim kanımı kaynatmaya yetiyordu. Orada üstüne atlayıp dakikalarca sevişebilirdim onunla ama biliyordum ki olduğumuz yerde bu imkansızdı. Ortalama 20 dakikalık yol gidecektik. Manzaranın da verdiği heyecanla karıma sex hayatımıza yeni bir heyecan katmamız gerektiğini söyledim. Patikanın kıyındaki tarlada duran eşeği gösterip “Git kat!” dedi ve gülmeye başladı. İstemediği bir şey söylemiş olduğimde işi şakaya vurup benimle eğlenmek en büyük zevkiydi. Aslında bozulmuştum ama çok ciddi olduğumu söyledim. Eşim de esasen yapabileceğimiz her şeyi icra ettiğimızı söylemiş oldu. Aslında haklıydı da oral, vajinal, anal seksin her türlüsünü yapıyorduk. “Yoksa başka birisini mi istiyorsun?” diye sordu. Bu bir yemdi çok iyi biliyordum, evet kadın isterim desem 3. Dünya savaşı, erkek isterim desem 3. Ve 4. Dünya savaşı aynı anda çıkacaktı. Mutlaka öyle bir düşüncem olmadığını söyledim, gerçekten de yoktu. Coşku istemiyor musun diye sorduğumda ben sevişirken zaten yeterince heyecan duyuyorum sen duymuyor musun diye sual bana geri geldi. Dünya harplarına çok yakın seyrettiğimin farkındaydım. Yanıt vermedim, dönerek baktı… mevzuşmak zorunda kaldım… mesela burada sevişsek daha heyecanlı olmaz mı dememle birinin hoşgeldiniz diye bağlarırması bir oldu… eşim de adamı kastederek görüyorsun ki heyecandan çok rezalete yol açacak senin isteklerin dedi. Kahretsin ki gene haklıydı. Fakat bana dönerek bu kadar ısrarcı olduğuna bir defa tecrübe edelim, fakat biri görürse ve rezalet çıkarsa seni öldürürm dedi. Sözlerinde ciddiydi, beni hem bir telaş aynı zamanda bir heyecan sarmıştı. “Bana güven” diyebildim ama aklımda da bir plan yoktu.

Bu arada amcanın evine gelmiştik. Kapıyı açıp girdik, yemeğini bekleyen divane kendimi tanıtmamla daha bir mutlu oldu. Fakat boynuna sarılmış olduğumda gaslımden akan iki yaşa engel olamadım. Beni çok severdi, onun bu hali beni de çok üzdü. Biz bir yandan sohbet ederken eşim de bir taraftan yer sofrasını kuruyordu. Her eğilip doğruluşunda aklıma “deneyelim” sözü geliyor ateşim yükseldikçe yükseliyordu. Dvaneyi sofranın başına oturttuk, yemek tabalarını sırayla önüne koyuyorduk. Önce çorbayı koyduk, yaşlılığın da getirmiş olduğu yavaşlıkla yemeğini yiyordu. Eşimde yanımda yere oturup onu seyrediyorduk. Bir ara elimi omzuna atıp fısıldayarak, “bak bigün biz de böyle olacağız, şimdinin kıymetini bilelim” dedim. Eşim de “sen bu şekilde olduğunda da ben hep senin yanında olacağım” deyip yanağıma bir öpücük kondurdu. Öpücüğün ve kokusunu etkisiyle başım gene dönmeye zihnim kabul edenıklaşmaya başlamıştı.

Onunla süre kaybetmeden sevişmek istiyordum aklıma birden “yapalım” sözü geldi. Omzunun üstündeki sol elimi yavaşça sol göğsüne kaydırıp okşamaya başladım. Yüzüme öyle bir baktı ki “Çek elini iletiını” fazlasıyla vermişti. “Kulağına hani deneyecektik” dedim. Kafasıyla divaneyi işaret etti. Garibim döke saça çorba yemeye çalışıyordu. Kulağına eğilip “farkında değil misin, adam görmüyor, hani heyecan için yeni şeyler deneyecektik, saslınden bu kadar çabuk mu dönüyorsun” diye fısıldadım. Eşim her zaman sözünün eri olmakla övünen biriydi, biliyordum saslınü tutacaktı sadece bu kadar çabuk karşısına çıkacağını düşünmemişti. Kazağın yakasından elimi içeri sokup göğsünü okşamaya devam ederken, onun da sağ elini sertleşen organımın üzerine koydum. Gerçekten heyecan vericiydi, derhal yanımızda bir yabancı varken bu şekilde bir şey yaşamak, nefes denetimümü zorlaştırdı. Eşimden kazağını çıkarmasını istediğimde biri gelir diye itiraz etti. Divaneye dönerek gelenin gidenin oluyor mu diye sormuş oldum. Nerede evlat bazen kapının önünde oturuyorum da yoldan geçenlerin ayak seslerini duyduğum şekilde selamlarını duyamıyorum dedi. Senin çocuklar ne yapıyorlar arayıp sormazlar mı dedim. Annesinin mirası yüzünen küstüklerini uzun zamandır uğramadıklarını söylemiş oldu. Çocuklarının köyde olmadığını biliyordum fakat bu durumu bilmiyordum. Bu arada elimle eşimin göğsünü yoğurmaya devam ederek, kulağına “gördün mü bak gelen giden olmazmış çıkar hadi şu kazağı” dedim. O kazağı çıkarırken ben de sütyenin kopçasını açmıştım bile. Şimdi üstü çıplak vaziyette karşımda duruyordu. Yüz yüze dönerek iki elimle göğüslerini yormaya dalmıştım ki tabağın tıngırtısıyla kendime geldim. Divane çorbasını bitirmişti, takırtı boş kaşığın kaseye çarpmasından geliyordu. Eşim göğüsleri meydanda boş çorba kasesini alıp yeşil fasulyeyi divanenin önüne koydu fakat bunu yaparken önünde domalmıştı. Boş durur muyum eteğini beline sıyırıp kilotunun yanından kalçalarını yalamaya öpmeye başlamıştım bile. Öylece duruyordu fakat heyecanın hat safhada olduğunu nefes alış verişi belli ediyordu. Divaneyle arasında iki karı mesafe yoktu. Kadınlığıyla dudaklarım birleştiğinde, çok fazka ıslandığını hissettim. İşte saslınü ettiğim coşku buydu. 3-5 dakika yaladıktan sonrasında omzuna vurup yanıma gelmesini işaret ettim. Pantolonumun fermuarını açıp organımı dışarı çıkardım, ne yapaması icap ettiğini çok iyi biliyordu, sıcacık ağzı ve yumuşacık dili beni eritirken parmağımla eşimi yoklamaya başlamıştım bile. Yarısından fazlasını ağzına sokuyor, kimi zaman de diliyle her yanına dokunarak beni deli ediyordu. Biraz zorlukla da olsa kilodunu çıkarmıştım. Divane de ayrıca yemeğin bitirmişti, eşime bak yiyecek bitmiş pilav tabağını koy dedim. Gene domalarak boş tabağı alıp pilav tabağını önüne koydu. Ben ise çoktan arkasındaki yerini almıştım. Göz göze geldiğimizde sessiz olması işaretini yaptım. Yavaş yavaş kadınlığına girerken inlememek için dudaklarını ısırması beni daha azdırmış, aniden kadınlığının dibini bulmuştum. Ben yavaş yavaş içine girip çıkarken o dudaklarını hemen hemen koparacaktı. Çok fazla zevk almış olduğunı kadınlığından akan sulardan hissedebiliyordum. Derin bir nefes aldığında ise boşalmaya başladığını hissetmiştim. Heyecandan olsa gerek ben de boşalmak üzereydim, o da benim kasılmalarımdan anlamış olacak ki eliyle bekle işareti yaptı, ayrıca divanenin pilavı bitmiş sıra sütlaça gelmişti. Eşim önümden kalkıp kulağıma eğilerek “ canım sütlaç çekti” dedi. Ben de bizimkiler evde deyince” gülmeye başladı. Divane hayırdır diye sorunca eşim aklıma bizim ufaklığın yiyecek yerkenki hali geldi diyerek işi toparladı. “kulağıma eğilip ayağa kalk şaşkın” dedi. Önümde eğilip deli şeklinde emmeye başladı. İlk kez bu şekilde emiyordu ama aklım hala sütlaçtaydı, yoksa spermlerimi mi kasteddi diye düşünürken gelmeme çok az kalmıştı fakat bu şekilde bir şey daha önce hiç yapmamıştı. Midesinin kaldırmayacağını söyler dururdu. Kasılmalarım iyice arttığında kendimi ağzından çekmek istedim fakat iki eliyle belimden tutarak buna izin vermedi. İşte bu heyecanın zirve noktasıydı ve dudaklarını ısırma sırası artık bendeydi. Büyük bir hazla boşalmaya başladım; bir, iki, üç, dört derken tam yedi kez ağzının derinliklerine fışkırdığımı farkettim. Divane tanrı bolluk versin, eline sıhhat kesenize bolluk deyip yemeğini tamamladığini anlatmıştı. Eşim hemen kilotunu giydi, sütyenini takıp kazağını üstüne geçirdi. Ben de bu arada toparlanmıştım. Eşim sofrayı toparladı ve divane ile birer keyif kahvesi içtik. Kahve bulaşıklarını eşim yıkadıktan sonra vedalaşıp ayrıldık. Coşkuın hazzı müthişti.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

sex hikayeleri seks hikayesi seks hikayeleri erotik hikayeler erotik hikaye 31 seks hikayeleri porno hikayeleri sikiş hikayeleri artvin escort türkçe sex uzun sex hikayeleri mersin escort mardin escort manisa escort kayseri escort kars escort artvin escort rize escort konya escort aydın escort antalya escort ankara escort escort ankara kızılay escort izmir escort antalya escort izmit escort izmit escort sakarya escort film izle istanbul escort bayan bodrum escort porno bursa escort bayan beydag eskort bayan porno porno seyret